Ülke Gündemi

Leyla ile Mecnun dizisinin 'Erdal Bakkal'ı Cengiz Bozkurt, özellikle üniversite gençliğinin ilgisi için "Yahu Beatles olmuşuz da haberimiz yok" diyor.

Kulaktan kulağa efsaneleşen TRT?nin Leyla ile Mecnun dizisinin ?Erdal Bakkal?ını bilmeyen yok da ona can veren Cengiz Bozkurt?u çok iyi tanıdığımızı söyleyemeyiz. Kireçburnu?nda İsmail Abi?nin ?Hooop Mecnuuun? diye seslendiği sahilde ekiple yaklaşık 6 saat geçirdim. Çift kelimeyle: ?Dondum donduummm?! Hakikaten setleri çok keyifli. Özellikle Ali Atay (Mecnun) bir dakika durmuyor esprisiz. ?Karadenizliler?in hâkimiyetindeki sette ısınmak için habire cepten horonlar çalınıyor. Dizideki doğaçlamalara güvenerek etrafta epey dolansam da ?Arkadan geçen adam? rolünü kapamıyorum!.. 

Tiyatro ve sinema çevrelerinin çok iyi tandığı Cengiz Bozkurt?u TV izleyicisi de özellikle Parmaklıklar Ardında?ki ?Gardiyan Ekrem? karakteriyle öne çıktı Cengiz Bozkurt. 1964 Nevşehir Gülşehir?li ancak kökler Kastamonu İnebolu?ya dayanıyor. 9-15 yaş arası Adapazarı Karasu?da sonrasıysa 90?a kadar Ankara?da geçen hayatın ilk üç perdesi. 90?da başlayan ?Londra göçü? ve 2005?ten itibaren nihayet İstanbul... Tek kalemde geçilecek yıllar değil bunlar. ?Flaşback?ler şart, hele ki ?Adapazarı bölümü?ne: ?13 yaşında siyasete girdim, Adapazarı Karasu?da! Geriye bakınca çok komik geliyor! Çok tuhaf bir şey!? Bu tuhaflığı kısaca ?Devrimci Yol?la açıklamak yeterli. Tuhaf ama kıymetli bir dönem: ?Darbeye kadarki o 2.5 yıl öylesine fırtınalıydı ki bütün hayatıma bedeldi.? 

Karasu?da tek devrimci yaşamını yitiriyor o da arkadaşları Kadir Aslan Köseoğlu oluyor; 13 Ocak 1980?de. Ziraat Bankası?nda müdür olan baba, ?karışıklıklar?dan uzak tutmak için yazın Nevşehir?e gönderiyor. Gelin görün ki... ?Ablamın yanına gittim. Ama o dönemde CHP il başkanı öldürüldü. Cenazeye gelen Ecevit?e de ateş açıldı. Karışıklıktan kaçarken en büyük karışıklığa düştük!? Ve darbe... ?Abilerimiz ablalarımız bir şey yaparlar herhalde? diye düşünürler ama yapamazlar! ODTÜ Fizik?ten önce Ankara Üniversitesi Matematik?e girer ancak ?kaza?ra! ?Sınavdan bir gün önce çalışmayın, yiyin için gezin derler ya, biz de 5 arkadaş Eymür Gölü?ne gidip yedik içtik. Sonra ben bir arabayla yarışa girdim ve takla attık. Ertesi gün sınava kollar askıda girdik. Tam performans gösteremedik ve ancak matematiğe girdik.? 

Fizikçi olma hevesi sönmez, babası banka müfettişi olmasını istese de o ODTÜ Fizik?i kazanır. Ve Orhan Pamuk?a nazire: ?Bir gün bir ilan görürdüm ve hayatım değişti. Hazırlıktan sonra 1. sınıfta ?Tiyatro topluluğuna girmek isteyenler barakalara gelsin? diye bir ilan gördüm ve başvurdum.? Hasılı ?tozu yutmuştur?! 

?Marksist tiyatro? yaptıkları gerekçesiyle rektörlükçe yasaklanınca ?şehre inerler?: ?İlk oyunumuzu Marat-Sade?ı sahneledik.? 2 yıl sonra yasak kalkar fakat bu arada ?fizik de dağılmıştır?: ?Fizik ihmale gelir bölüm değil. Bıraktım. Yine de ODTÜ hayatımın akışını değiştirdi.Tüplü dalış ve kayak sporuna da başladım.? ?Küçük burjuva alışkanlıklar? ?tribime?, kahkahayla mukavemet ediyor. Diğer yanda bir yol ayrımındadır ?90?da okuldan atılma aşamasına geldim. Bir yanda da askerlik. O dönem neler yaşandığını da herkes biliyor. Savaşın parçası olmak istemedim ve yurtdışına tekrar eğitim için çıktım. 1993?te Londra Üniversitesi?ne bağlı Goldsmiths Sanat Okulu?na girdim. 6700 kişiden seçilen 50 kişinin arasına girmiştim.? 1993?te askerlik için döndüğünde ülke yine ?karışık?tır: ?Geldiğimin ertesi günü Madımak?taki cenaze törenine gittim. 2 gün sonra da askere...? 

Dramalar bizden absürd 

Londra?da ise artık kendi ayakları üzerindedir: ?Her türlü işi yaptım; garsonluk, pazarcılık, taksi şoförlüğü, bulaşıkçılık... Bunların da oyunculuğuma çok şeyler kattığını düşünürüm.? Siyasetten gelen ?örgütçülük? ve ?dil bilme?nin avantajı Londra?daki göçmenlerin de doğal lideri haline getirir: ?Londra?da ağırlıkla Maraş ve Kayseri?den gelen Alevi göçmenler vardı. Birçok sorunlarına yardımcı oluyorduk. Arzuhalciydik bir nevi.? 

Fragman tadında bir özel hayat bölümü: ?91?de evlendim. Eşim İngilizdi. Bir çocuğumuz oldu. Bir yıl sonra ayrıldık. 20 yaşındaki kızım Londra?da psikoloji okuyor. İkinci eşim 2. kuşak Maraşlılardan...? Londra?da Arcola isimli bir tiyatro kuruyorlar ve İngilizce oyunlar oynamaya başlıyorlar. Kuruculardan Mehmet Ergen ise onu Türkiye?deki piyasaya Kenterler Tiyatrosu?ndan sokuyor ve olay günümüzde kadar geliyor işte... 

Şimdi Cengiz Bozkurt?un yerine Erdal Bakkal?ı oyuna alalım: ?Gardiyan Ekrem?den sonra çok teklif geldi ama doğru seçim için reddettim. Risk ve kahramanlıktı. Sezonu kaçırdık derken Onur Ünlü?den davet aldım. Okur okumaz ?Beklediğim bu? dedim. ?Senin için küçük bir rol değil mi? deseler ?Erdal Bakkal?ı istiyorum? dedim çünkü kendime güveniyordum.? Erdal Bakkal, yiğidi öldürüp hakkını da veriyor: ?Dilin yaratılmasındaki en büyük pay Ali Atay?ındır (Mecnun) Soru eklerini ortaya almalar, düşük cümleler kurmalar; hacılar, hafızlar... Serkan Keskin?in ?İsmail abi? karakterini hayranlıkla izliyorum. Keza Yavuz?u oynayan Osman Sonant ve İskender?i oynayan Ahmet Mümtaz Taylan....? 

TV?lerdeki dramaların Leyla ile Mecnun?dan daha absürd olduğu suflesini veriyorum: ?Biz absürd değiliz vallahi. Kaybedenlerin sesi olduk. Anti-depresan hap; ilaç gibi olduk. Birçok arkadaşımız depresyona girdiğinde bizi tavsiye ediyor. Demek ki insanların acıklı hikâyeler yerine biraz gülmeye de ihtiyacı varmış. Vallahi bizim dramalara göre ayağımız daha fazla yere basıyor.? Hayat bile daha absürd ki buna şahitlik ediyorum: Çekim sırasında bir yaşlı amca Erdal Bakkal?ın yanına gelip ?Yahubir kamyon toprağı getirip kaynak suyunun üzerine dökmüşler? diyerek dert yanıyor! ?Son TRT payı sahnesi de ?mantıklı? değildi. Kovulmak mı istiyorsunuz?? Şen bir kahkahayla alıyor sözü: ?Bu bölüm aldı gitti başını. TRT yöneticilerinin de güldükleri duyumunu alıyoruz. TRT bizi kovsun diye yapmadık ama espriler yaptık. Onur?a ?Eceli gelen köpek ne yaparmış biliyorsun değil mi? diye söyleyip güldük. Çekerken gülüyorduk ama bir yandan da birbirimize bakıp ?Ne yapıyoruz biz? dedik. Ama TRT büyük bir olgunlukla karşıladı. Galiba resim dışardan göründüğü gibi değil.? 

?Erdal Bakkal sallama çay? 

?Peki biz bu kazıkçı Erdal Bakkal?ı niye seviyoruz?? ?Çünkü çevrenizdeki tanıdık birine benziyor! Ayrıca ben hiç hacı, hafız olaylarına girmeyerek onu farklılaştırmaya gittim. Olan bitenlere şaşıran durumuna geçirdim. Her şey ?Ya oğlum burası bakkal, çay nereden çıktı? diye başladı ve yürüdü.? ?Erdal Bakkal?ın patentini aldınız mı?? soruma da bir ağız dolusu kahkaha atıyor önce: ?Almadık valla. ?Erdal Bakkal salma çayı?na biri uyansa başta yurtlarda olmak üzere tutar herhalde.? Ama bakkallar onu çok tutmuş: ?İnegöl Bakkallar Kooperatifi, yarattığım istihdamdan ötürü bana bir plaket gönderip ironi yapmış.? 

Şöhret budalası olacak kadar ?toy? değil fakat yine de tadını çıkartıyor. Her şeyin başladığı ODTÜ?de ve Gazi?deki söyleşiler bakın neler söyletiyor: ?Alkış, kıyamet. Hani Beatles elemanları salona, stadyuma girince çığlıklar atılır ya bizim de ODTÜ ve Gazi?deki söyleşilerimizde böyle şeyler olunca arkadaşalara ?Beatles olmuşuz? esprisini yaptım. Ama tabii öyle değil, Beatles kim, biz kim. Yine de insanların hayatında olumlu değişikliklere karşılık gelmişiz...? 

The Independent?a nasıl kapak oldu? 

Mayıs 2000?in 1 Mayıs?ında kitlesel gösterilere sahne olmuştu. Bir ara tam teçhizatlı bir sürü polis kitleye saldırırken elimde küçük bir su şişesiyle en önde kalmıştım. Çekilen fotoğraf ertesi gün The Independent?a kapak olmuştu. Sonra da ?Togo? adlı bir plastik firmasının reklam fotoğrafı olmuş ama benim haberim yok! 

"ÖDP?nin kuruluşuna Londra delegesi olarak katıldım. Seçimde milletvekili adayıydım ama parti seçime girmedi. Alper Taş?ın koltuğuna talip değilim!.." 

"İsmail Abi?nin evi yok. O mahalledeki abidir; bozulmamış, arkadaşı için canını veren; kediye de köpeğe de sahip çıkan biri olduğundan herkesin evi onundur..."

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Twıtter